ali
Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi  
AnasayfaResimSat Günün Mesajları Kimler Online Forumları Okundu Kabul Et
Geri git   Resimkalemi Forum - Sanatçının Renkli Dünyasi > SANATÇI BİYOGRAFİLERİ > Yabancı Ressamlar

Yabancı Ressamlar Sadece eserleri buraya ekleyiniz.

ResimKalemi.Com Özel Bağlantı Alanı

marmaranet

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler
Alt 12-12-07, 04:12   #1 (permalink)
Yönetici
 
Bayraktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: Antalya / Manavgat
Mesajlar: 2,531
Thanks: 1,326
Thanked 7,876 Times in 994 Posts
Bayraktar isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Yeni1 Vincent Van Gogh Resimleri

Birinci Tasarım bana aittir kesinlikle alıntı değildir..




=================================================



















Bayraktar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
23 Kullanıcı Bu Mesajından Dolayı Bayraktar Kullanıcısına Teşekkür Etti..
dvrmci (14-05-11), Melikee (01-07-12), neba (16-10-09), redstone78 (02-11-11), refikinci (05-07-09), Renklerin Türküsü (10-03-11), Saime (06-04-11), semra (26-03-09), toledo manzarası (28-09-11), uzmanbilirkişi (01-01-09)
ResimKalemi.Com Özel Bağlantı Alanı
test2

Alt 12-12-07, 04:19   #2 (permalink)
Yönetici
 
Bayraktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: Antalya / Manavgat
Mesajlar: 2,531
Thanks: 1,326
Thanked 7,876 Times in 994 Posts
Bayraktar isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Yeni1 Vincent Van Gogh Resimleri 2



















Bayraktar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-12-07, 04:28   #3 (permalink)
Yönetici
 
Bayraktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: Antalya / Manavgat
Mesajlar: 2,531
Thanks: 1,326
Thanked 7,876 Times in 994 Posts
Bayraktar isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Yeni1 Vincent Van Gogh Resimleri 3





























Bayraktar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-12-07, 04:36   #4 (permalink)
Yönetici
 
Bayraktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: Antalya / Manavgat
Mesajlar: 2,531
Thanks: 1,326
Thanked 7,876 Times in 994 Posts
Bayraktar isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Yeni1 Vincent Van Gogh Resimleri 4























Bayraktar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-12-07, 09:29   #5 (permalink)
ressam
Misafir
 
ressam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart --->: Vincent Van Gogh Resimleri 4

teşekürler paylaşımlarınız için
  Alıntı ile Cevapla
Alt 12-12-07, 11:24   #6 (permalink)
Leyla
Misafir
 
Leyla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Mesajlar: n/a
Standart --->: Vincent Van Gogh Resimleri

sizin kendi yaptığınız tasarımı daha çok beğendim..farklı ve özgün şeyler görmek daha güzel bir mutluluk..teprik ederim...ellerinize emeğinize sağlık
  Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-07, 00:43   #7 (permalink)
Co- Admin
 
Renklerin Türküsü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,222
Thanks: 3,084
Thanked 2,354 Times in 475 Posts
Renklerin Türküsü is on a distinguished road
Standart --->: Vincent Van Gogh Resimleri

Alıntı:
leyla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sizin kendi yaptığınız tasarımı daha çok beğendim..farklı ve özgün şeyler görmek daha güzel bir mutluluk..teprik ederim...ellerinize emeğinize sağlık


Katılıyorum Leyla ma...)ben de çok beğendim ve sizden duyduğum şu söz aklıma geldi...


BİR RESİM BİN KELİMEYE BEDELSE ...BİR RESİM YAP BİN KELİME TASARRUF ET....



Emekleriniz benim dualarımla bile dert görmeyecektir..bilesiniz:s08:
__________________
Renklerin Türküsü isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 13-12-07, 10:57   #8 (permalink)
Super Moderator
 
Narlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 2,691
Thanks: 1,356
Thanked 2,665 Times in 642 Posts
Narlı is on a distinguished road
Standart --->: Vincent Van Gogh Resimleri

Alıntı:
leyla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
sizin kendi yaptığınız tasarımı daha çok beğendim..farklı ve özgün şeyler görmek daha güzel bir mutluluk..teprik ederim...ellerinize emeğinize sağlık
Leyla'nın ve Renklerin Türküsü'nün yazdıklarına katılıyorum...Siz bir harikasınız ...Ellerinize sağlık ve her şey için teşekkürler..
Narlı isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 31-01-08, 23:31   #9 (permalink)
Yeni Üye
 
İbrahim ÖZAT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: ANKARA
Mesajlar: 785
Thanks: 125
Thanked 341 Times in 94 Posts
İbrahim ÖZAT is on a distinguished road
Yeni1 Vincent Van Gogh

Hayatı roman kabilinden bir insan. Filmlere, operalara, hatta şarkılara konu olmuş. "Starry Starry Night" diye başlayan parça gitar eşliğinde anlamlı sözlerle içten bir yorum. İnternette elden ele dolaşan bu iletide Van Gogh'un eşsiz resimlerini bu dokunaklı sözler eşliğinde izlemek gerçekten çok keyifli. İngiliz müzisyen Don McLean, 1971 yılında Van Gogh'un hayatını anlatan kitaptan çok etkilenir. Öyle ki, "Vincent - Starry, Starry Night" isimli şarkının hem sözlerini yazar hem de müziğini besteler. 1972 yılında şarkı İngiltere'de bir numara olur. 1970'li yıllar boyunca Amsterdam'daki Van Gogh müzesinde şarkı gün boyunca çalınır. Gerçekte, Van Gogh "Starry Night" isimli tablosunu Saint-Rémy'de Haziran 1889 tarihinde boyamıştır. Sanki, bu resimle hep büyülendiği parlak yıldızlara ulaşmak, gecenin karanlığında kayan bir yıldız misali bu dünyadan uzaklaşmak istemiştir. Gökyüzüne uzanan selvi ağaçlarını, kilise kubbelerini belki de bu yüzden resimlerinde sıkça kullanmıştır.

Van Gogh'un hayatı babasının ona anlattığı İkarus'un öyküsüne benzer
1853 doğumlu Van Gogh'un hayatı babasının ona anlattığı İkarus'un öyküsüne benzer. "Güneşe uçmayı amaçlayan, belirli bir yüksekliğe varan, ama birden kanatlarını yitirip denize düşen İkarus..." Hayatı boyunca tabiri caiz ise hiçbir işte dikiş tutturamamış, başarıyı tadamamış, kardeşi Theo dışında ailede horlanmış, yalnız bir insan Van Gogh. Bir Papazın oğlu. Başlangıçta kendini dine adamış, insanlardan uzak yaşamakta direnmiş, sonrasında kafasını taktığı teolojik meseleler için hayattaki tek pişmanlığım diyebilecek kadar hayatı gel-gitlerle dolu bir insan. "Tutkulu, coşkulu, duygularına çabuk kapılan bir insanım ben. Ufak tefek veya büyük delilikler, saçmalıklar yapabilecek bir tabiatım var. Yaptıklarımdan az veya çok pişman oluyorum daha sonra" diye tanımlıyor kendisini kardeşi Theo'ya yazdığı mektuplarda.




Van Gogh'un hayatı tarih sırasıyla yaşadığı bölgelere göre Hollanda, Paris, Arles, Saint-Rémy and Auvers-sur-Oise olmak üzere 5 safhada incelenebilir. 27'sinde ressam olmaya karar verir. Gençlik dönemindeki resim alım satım işi nedeniyle yaklaşık 7 yıldır içinde olduğu resim dünyası ve sanatın bireyselliği belki de bu kararında etken olmuştur. Gerçekte entellektüel birikimi çok fazladır. "Kitaba karşı hemen hemen karşı konulmaz bir tutkum var" diye yazmıştır mektuplarında. Bir yandan İncili, Michelet'nin "Fransız devrimi"ni okurken, öte yandan Shakespeare'i, Victor Hugo ve Dickens gibi pek çok yazarın kitaplarını okumuştur. Yine bir mektubunda "Shakespeare harika bir adam! Dili, üslubu gerçekten de bir ressamın ateşle, duyguyla titreyen fırçasıyla kıyaslanabilir." demiş; öğrenmek, kendini yetiştirmek, dünyaya daha yararlı olmak için çabaladığını, ancak dört bir taraftan yoksullukla kuşatıldığını, bu nedenle de varmak istediği hedeflerin dışına doğru sürüklendiğini, melankoliden kurtulamadığını belirtmiştir. Van Gogh, kardeşi Theo ile yaptığı anlaşma doğrultusunda Theo'nun gönderdiği harçlıklarla yaşamaya çalışmış, karşılığında yaptığı tüm resimleri ona göndermiştir. Çoğu zaman bir lokma ekmek ile boya tüpü arasında seçim yapmak zorunda kalmışsa da tercihini boya tüpünden yana kullanmıştır. Kısa süreli de olsa Theo'ya yakın olabilmek için bir dönem Paris'te kalmıştır.

Ona göre hep örnek aldığı gerçek sanatçılardan biri Millet'dir: "Onlar gördüklerini nasıl duyumsuyorlarsa öyle çizmişlerdi." Kopyanın gerçeğinden daha gerçekçi, samimi ve ruh katarak. Akademik desenler baştan aşağı kusursuz bile olsa ona göre eksik, yavan ve tekdüzedir. Yeni birşey söylemez.

Van Gogh'un Güney Fransa'ya (Arles) inmesinin sebebi daha değişik bir ışık görme dileği, parlak gökyüzü altında doğaya baktığında Japonların duygu ve çizgi biçimlerini, öte yandan Delacroix"nın resminin püf noktalarını daha iyi anlama çabasıdır. Ve burada, yıllar yılı boşuna aradığı pek çok şeyi keşfettiğini anlar. Bir dönem atölye evini ("Sarı Ev") ressam Paul Gauguin ile paylaşır. Gauguin'in hırçın, ödün vermez tabiatı nedeniyle sık sık tartışırlar. Bu dönemde kulağını keser.

Van Gogh'a göre ille de mükemmel şeyler yapma çabası yanlıştır: "Uzun vadede olgunlaşan ve insanın yaptıklarını daha iyi ve doğru yapmasına yolaçan tek şey, biriken deneyimler ve gündelik kusurlu çalışmalar. Böylece tek yol, uzun ve ağır çalışma; ille de iyi şeyler yapma karar ve çabası ise yanlış."

Bunlar benim kelimelerle anlatamayacağım şeyleri söyleyecekler size ...

Önce evlilik, ardından oğlunun doğumu Theo'yu maddi zorluklara itmiş, bunun sonucu olarak da Theo, Van Gogh'a harcamalarını kıstlamak zorunda olduklarını yazmıştır. Bu durum Van Gogh'u çok kaygılandırmıştır. Saint-Rémy dönemi akıl hastanesine yattığı, krizlerle boğuştuğu zamanlardır. Bu dönemin ardından Auvers-sur-Oise'a giderek Dr. Gachet'nin kontrolünde inzivaya çekilmiştir. Van Gogh'un son resminin "kargalar ve buğday tarlaları" olduğu, bu resmini hayatının en son haftasında yaptığına inanılır. Değil midir ki 27 Temmuz 1890 tarihinde buğday tarlalarının içine dalmış ve burada şakağına kurşun sıkarak yaralanmış ve 2 gün sonra da ölmüştür. Zaten, 10 Temmuz 1890 tarihli mektubunda "... Bunlar fırtınalı gökler altında uzanan çok geniş mısır tarlaları... Derin keder, sonsuz yalnızlık ifade etmek için herhangibir zorlamaya başvurmama gerek kalmadı. ... Bunlar benim kelimelerle anlatamayacağım şeyleri söyleyecekler size ..." demiştir.

Ben kendi çalışmalarım için yaşamımı tehlikeye atıyorum

Öte yandan son mektubunda sanki Millet'nin "sanat bir savaştır, bu işe baş koymak gerekir" öğüdüne kulak vermişcesine "... ben kendi çalışmalarım için yaşamımı tehlikeye atıyorum, bu çalışma uğruna yarı deli bir insan oldum - olsun, ..." diyerek resim sanatına olan karşı konulmaz tutkusu için yaşamını feda edebilecek kadar yürekli bir insan olduğunu ortaya koymuştur Vincent Van Gogh.

Van Gogh portrelerinde ifadeye önem vermiş, resimlerine ruh katmıştır. Kendisinin pek çok oto-portresini yapmasına rağmen hiçbir zaman portrelerinde tekrara düşmemiş, o anki ruh halini yansıtmasını bilmiştir hep. Empresyonistlerin (İzlenimcilerin) döneminde yaşamasına rağmen Ekspresyonist (ifade dolu) izler taşıyan resimler yapmış ve kendinden sonra gelen kuşakları derinden etkilemiştir. Boyayı doku halinde kullandığı resimlerinde kendine malolmuş çizgisel fırça tekniği ve kontrast renkler nedeniyle hep bir devinim, bir canlılık sözkonusudur. En durağan konulu peyzajlar bile aslından öte bir dinamizme kavuşmuştur. Sarı rengi sahiplenmişcesine paletinden "Van Gogh sarısı" hiç eksik olmamıştır. Öyle ki, mezarını yine sarı renkli çiçekler süslemiştir.

Van Gogh'un yokluğuna dayanamayan, oğluna Onun ismini verecek kadar Onu çok seven Theo da bir süre sonra ölür ve ağabeyinin kabrinin yanına gömülür. Böylece dünya resim sanatının, sadece resimleriyle değil yaşamıyla da en renkli, en dramatik, belki de anlaşılması en zor simalarından biri olan Vincent Van Gogh'un kısa yaşamı ardında binlerce resim bırakarak trajik bir şekilde 37 yaşında noktalanmıştır.

Işık kirliliğinden, kentlerden uzak bir yerde, sabredip bir süre parlak gökyüzüne baktığınızda kayan bir yıldız göreceksiniz. İşte o an bilin ki Van Gogh size sesleniyor: "Starry Starry Night." Van Gogh'a saygılarımla...
__________________
www.ibrahimozat.tr.cx
İbrahim ÖZAT isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29-04-08, 01:49   #10 (permalink)
Yönetici
 
Bayraktar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: Antalya / Manavgat
Mesajlar: 2,531
Thanks: 1,326
Thanked 7,876 Times in 994 Posts
Bayraktar isimli üye Tecrübe puanını kapatmıştır.
Yeni1 Vincent Willem Van Gogh ve Hayatı (1853-1890)


Vincent Willem Van Gogh

(1853-1890)


Tam ismi:Vincent Willem van Gogh
Doğumu: 30 Mart 1853 Zundert, Hollanda
Ölümü: 29 Temmuz 1890 Auvers-sur-Oise, Fransa
Milliyeti:Hollandalı
Alanı:Resim
Akımı: Post-empresyonizm
Meşhur eserleri:Patates Yiyenler, Ayçiçekleri, Yıldızlı Gece, Dr. Gachet'nin Portresi

Hollandalı post-empresyonist ressam.

Bazı resim ve eskizleri, dünyanın en tanınmış ve en pahalı] eserleri arasında yer alır. Van Gogh, gençliğini bir sanat simsarlığı firmasında çalışarak geçirmiş, kısa süren bir öğretmenlik deneyiminden sonra, Belçika'da fakir bir madenci kasabasında misyoner olmuştur. Resim kariyerine 1880'den sonra başlamıştır. Başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışan Van Gogh, Paris'te tanıştığı empresyonizm ve neo-empresyonizm akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiş, Güney Fransa'da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını geliştirmiştir. Van Gogh, ömrünün son on yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resim ve 1100 karakalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise ömrünün son iki yılında yapmıştır. 1888'de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. Van Gogh, resim kariyeri boyunca kardeşi Theo'dan aldığı maddi destek sayesinde ayakta durabilmiştir. İki kardeşin arkadaşlığı, 1872'den itibaren birbirlerine yazdıkları mektuplarla belgelenmiştir. 20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve ekspresyonizmin öncülerinden kabul edilir.

Hayatı

Vincent Van Gogh, Hollanda'nın güneyindeki Noord-Braband bölgesinde bulunan Zundert kasabasında, Protestan rahibi Theodorus van Gogh ve Anna Cornelia van Gogh'un ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Van Gogh'un doğumundan bir yıl önce, annesi bir ölü doğum yapmıştı ve bebek ölmeseydi Vincent ismi ona verilecekti. Bu olayın, genç Van Gogh'u derinden etkilediği ve Van Gogh'un sanatındaki kimi öğelerin bu olaydan kaynaklandığı ileri sürülmüştür. Van Gogh dört yaşındayken, kardeşi Theodorus (Theo) doğdu. Van Gogh'un, Theo dışında bir erkek (Cornelius), üç de kız kardeşi (Elisabeth, Anna, Wil) vardır. Van Gogh, 1864'te Zundert'e 30 km uzaklıktaki Zevenbergen yatılı okuluna yazıldı. 1866'da ise ortaokul için Tinburg'a geçti. 1868'de eğitimini yarıda bırakarak Zundert'e döndü. Sonradan kardeşi Theo'ya yazacağı bir mektupta, çocukluk yıllarını "kasvetli, soğuk ve kısır" olarak betimleyecekti. 1869'da, henüz on beş yaşındayken, amcası Vincent ("Cent") aracılığıyla Lahey'deki bir sanat simsarlığı firmasında iş buldu, Ocak 1873'te firmanın Brüksel ofisine geçti. Mayıs 1873'te ise firma Van Gogh'u İngiltere'ye yolladı.


Londra'nın güneyindeki Brixton bölgesine yerleşen Van Gogh, işindeki başarısı sayesinde kısa sürede babasından çok para kazanmaya başladı. Ev sahibinin kızı Eugénie Loyer'den hoşlandı, fakat ona açıldığında, kız gizlice başka bir kiracıyla nişanlandığını söyleyerek Van Gogh'u reddetti. İngiltere'de kaldığı süre boyunca giderek içine kapanan ve dindarlaşan Van Gogh, 1875'te firmanın Paris ofisine yollandı. 1876'da ise artık sevmediği simsarlık işini bırakarak İngiltere'ye döndü ve Londra'nın güneydoğusundaki Ramsgate kasabasında bir yatılı okulda gönüllü öğretmenlik yapmaya başladı.

Okul Middle***'e taşınınca bir süre Isleworth'de başka bir okulda öğretmenlik yapan Van Gogh, Aralık 1876'da Hollanda'ya geri döndü, ve altı ay boyunca Dordrecht'te bir kitapçı dükkanında çalıştıktan sonra, Mayıs 1877'de teoloji okumak amacıyla Amsterdam'a geçti. Temmuz 1878'de bundan da vazgeçerek ailesinin yanına döndü. Ocak 1879'da ise misyonerlik amacıyla Belçika'da fakir bir madenci bölgesi olan Borinage'a yerleşti. Buradaki madencilerin kötü yaşam koşullarından etkilenen Van Gogh, onlarla daha iyi iletişim kurabilmek için özellikle kötü koşullarda yaşadı, yemek ve kıyafetlerinin çoğunu işçilere verdi, yatak yerine saman üzerinde uyumaya başladı.Temmuz 1879'da, "rahiplik mesleğinin saygınlığını zedelediği" için kilise tarafından işine son verildi, ama Van Gogh bir yıl daha bölgeden ayrılmadı. 1880 sonbaharında, kardeşi Theo'nun tavsiyesine uyarak resimde kariyer yapmaya karar verdi, ve sanat eğitimi almak için Brüksel'e gitti.

Buradaki Güzel Sanatlar Okulu'na başvurduysa da sonradan fikrini değiştirerek Nisan 1881'de Etten'e, ailesinin yanına döndü. Etten'de resim sanatı üzerine kitaplar okuyan ve sık sık resim yapan Van Gogh, bir taraftan da kendisinden yedi yaş büyük olan dul kuzeni Kee Vos-Stricker'den hoşlanmaya başladı. Kee'ye evlenme teklif etti, fakat teklifi "hayır, asla, asla" (niet, nooit, nimmer) sözleriyle reddedildi. Bunun üzerine aşkını saplantıya dönüştüren Van Gogh, Kee kendisini görmeyi reddedince Kee'nin babası (ve kendi eniştesi) Johannes Stricker'le defalarca kez görüşüp Kee'yi istedi, ama eniştesi kızının maddi anlamda bağımsız olmayan bir adamla evlenmesini istemiyordu. Bir keresinde Van Gogh, Kee'yi görebilmek için eniştesine baskı yaparken, elini bir mum alevi üzerinde tutarak "elimi alev üzerinde tutabildiğim müddetçe onu göreyim" dedi, ama eniştesi mumu üfleyerek söndürdü. Kee konusundaki ısrarı ve başka sebepler yüzünden babasıyla kavga eden Van Gogh, Aralık 1881'de bir kez daha aile evinden ayrılıp Lahey'e yerleşti.

Van Gogh bir süre Lahey'li ressam Anton Mauve'un yanında çalıştıysa da Mauve çok geçmeden Van Gogh'la arasına mesafe koydu. Van Gogh'a göre bunun sebebi, kendisinin alkolik bir ******yle yaşamaya başlamasıydı. Van Gogh, Sien ismiyle bilinen, fakat asıl adı Clasina Maria Hoornik olan bu kadınla Ocak 1882 sonlarında tanışmış, ve kadını beş yaşındaki çocuğuyla beraber kendi evine almıştı. Sien Temmuz 1883'te bir erkek çocuk doğurunca Van Gogh ona da bakmaya başladı. (Sien bu çocuğa Willem ismini verdi. Willem sonradan Van Gogh'un oğlu olduğunu iddia etmişse de, tarihler bu iddiayı desteklememektedir) Van Gogh'un Sien ile ilişkisi ailesini de rahatsız ediyordu, ve aile Van Gogh'a Sien'i bırakması yönünde baskı yapmaya başladı. Van Gogh önceleri bu baskıya direndiyse de, Eylül 1883'te Sien ve çocuklarını ortada bırakarak Lahey'den ayrıldı, ve altı hafta boyunca Hollanda'nın kuzeyindeki Drenthe'de dolaşıp resim çizerek yaşadı. 1883 sonlarında ise, Nuenen'e taşınmış olan ailesinin yanına döndü.

Van Gogh, Sien ile beraber yaşadığı on dokuz ay boyunca, kadının ve çocuklarının düzinelerce resmini çizmiştir. Van Gogh, Nuenen'de kendini resme verdi. Komşularını, tarlada çalışan işçileri, kulübelerinde kıyafet dokuyan dokumacıları çiziyordu. 1884'ün sonbaharında, Margot Begemann adlı bir komşu kızıyla ilişki yaşamaya başladı, fakat çiftin evlenmesine iki tarafın da ailesi karşı çıktı. Bunun üzerine striknin içerek intihar etmeye teşebbüs eden Margot'u Van Gogh hastaneye yetiştirdi. 26 Mart 1885'te babası bir inme sonucu hayatını kaybedince Van Gogh derin bir yasa girdi. Aynı sıralarda Paris'te Van Gogh'un resimleri ilgi çekmeye başlıyordu. 1885 baharında Van Gogh, bugün ilk önemli eseri kabul edilen Patates Yiyenler'i (De Aardappeleters) bitirdi. Ağustos'ta ise resimleri Lahey'deki bir galeride ilk kez sergilendi. Eylül'de model olarak kullandığı kızlardan birini hamile bırakmakla suçlanınca, kasabanın Katolik rahibi, kasabalıların Van Gogh'a modellik yapmalarını yasakladı. Van Gogh, Nuenen'de çizdiği resimlerde hep doğal ve karanlık renkler kullandı, daha sonraki eserlerinde ağırlıklı olarak kullanacağı canlı renklerden kaçındı. Kardeşi Theo'ya yeteri kadar resim satamadığı için sitem ettiğinde, Theo Paris'te renkli empresyonist resimlerin çok sattığını, Van Gogh'un resimlerinin ise fazla karanlık bulunduğunu yazdı. Nuenen'de geçirdiği iki sene boyunca Van Gogh, pek çok karakalem ve suluboya çalışmanın yanı sıra, 200 kadar yağlıboya resim üretti. Kasım 1885'te Antwerpen'e taşınıp bir resim galerisinin üst katında yaşamaya başlayan Van Gogh, kardeşi Theo'dan gelen tüm parayı resim malzemelerine ve modellere harcayıp kendi sağlığını ihmal etmeye başladı. Günlerinin çoğunu ekmek, kahve ve sigarayla geçiriyor, bir taraftan da çok fazla absint içiyordu.

Muhtemelen vitamin eksikliğinden dişleri gevşeyip ağrımaya başladı. Ocak 1886'da Antwerpen Güzel Sanatlar Okulu'na yazıldıysa da birkaç hafta sonra, kötüleşen sağlık durumu ve akademik sanat eğitimine duyduğu güvensizlik yüzünden okuldan ayrıldı. Şubat ayının çoğunu hasta geçirdikten sonra, Mart 1886'da Paris'e, kardeşi Theo'nun yanına taşındı. Van Gogh, Antwerpen'de geçirdiği dönemde pek çok müze gezip Peter Paul Rubens gibi eski ustaların resimlerini incelemiş, bu resimlerden etkilenerek paletini biraz genişletmiştir. Aynı dönemde, ukiyo-e adıyla bilinen Japon gravürlerine ilgi duymaya başlamış ve bu tarzı kendi resimlerinde de kullanmıştır. Paris'te bir süre Theo'nun Montmartre'daki dairesinde beraber yaşayan iki kardeş, Haziran 1886'da Rue Lepic üzerinde daha büyük bir daireye taşındı. Bu dönemde iki kardeş arasında yazışma olmadığı için Van Gogh'un Paris'te geçirdiği zaman hakkında elimizde nispeten az bilgi vardır. Van Gogh Paris'te bir süre ressam Fernand Cormon'un atölyesinde çalıştı, ve atölyenin diğer öğrencileri Émile Bernard ve Henri de Toulouse-Lautrec ile yakın arkadaş oldu.



Paris'te hakim sanat akımları, empresyonizm ve henüz yeni filizlenmekte olan neo-empresyonizm idi. Theo'nun galerisi, Claude Monet, Alfred Sisley, Edgar Degas ve Camille Pissarro gibi empresyonist ressamların eserleriyle doluydu. Puantilist (noktacı) stilin ustaları Georges Seurat ve Paul Signac, şehrin en ünlü ressamlarıydı. Signac ile bizzat tanışan Van Gogh, arkadaşı Émile Bernard ile beraber noktacı stili denemeye başladı. Bu stilde resimler, çok sayıda ufak renk noktasının sabırla kanvasa işlenmesiyle oluşturuluyordu. Van Gogh kardeşlerin arası, beraber yaşamanın getirdiği problemler yüzünden bir ara açıldıysa da 1887 baharında tekrar düzeldi.

Kasım 1887'de Van Gogh, Danimarka'dan Paris'e yeni gelmiş olan ressam Paul Gauguin ile tanıştı ve iki ressam bazı eserlerini değiş tokuş ettiler. Bu arkadaşlık, bir yıl kadar sonra dramatik bir biçimde sona erecekti. Şubat 1888'de, şehir hayatından ve Paris'in soğuk kışlarından bunalan Van Gogh, güneşli Güney Fransa kıyılarına doğru yola koyuldu. Paris'te geçirdiği iki yıl boyunca, yaklaşık 200 resim çizmişti. Van Gogh, Güney Fransa'daki Arles kasabasına, burada ütopik bir sanat kolonisi kurma hayalleriyle yerleşti. Mart ayı boyunca manzara resimleri çizdi, bu resimlerinden üçü Paris Bağımsız Ressamlar Topluluğu'nun o yılki sergisinde sergilendi. Mayıs 1888'in başında, Şubat'tan beri kalmakta olduğu ve fazla pahalı bulduğu Hôtel Carrel'den çıkarak Café de la Gare adlı başka bir otele yerleşti. Yine Mayıs ayında, bugün "Sarı Ev" olarak bilinen boş evin dört odasını tuttu ve atölye olarak kullanmaya başladı. Ağustos ayı boyunca, bugün Ayçiçekleri ismiyle bilinen bir dizi vazolu ayçiçeği resmi yaptı. Eylül ayında iki tane yatak satın alarak Sarı Ev'e yerleşen Van Gogh, aynı sıralarda Teras Kafe adlı meşhur eserini bitirdi. Sarı Ev'i, kurmak istediği sanat kolonisinin merkezi olarak düşünüyor, koloniye katılmaları için çevre kasabalarda yaşayan ressamlarla (Eugène Boch, Dodge MacKnight gibi) görüşüyordu. Arkadaşı Gauguin'i de Arles'a davet etti. Uzun süre tereddüt ettikten sonra daveti kabul eden Gauguin, Theo'nun parasal desteğiyle Ekim 1888'de Arles'a geldi ve Sarı Ev'de Van Gogh'un kendisi için özel olarak hazırladığı odaya yerleşti. Gauguin ve Van Gogh, Kasım ayı boyunca beraber resim gezilerine çıktılar, değişik resim teknikleri ve anlayışları üzerine uzun tartışmalar yaptılar.

İki ressamın da dengesiz duygusal yapısı sayesinde, resim tartışmaları giderek kızışmaya başladı, bozulan havalar ve dar alanda beraber yaşamak ise durumu daha kötü hale getirdi. Ruhsal sağlığı bozulmaya başlayan Van Gogh, Gauguin'in kendisini terk edeceğinden korkmaya başladı. Bu gergin durum, 23 Aralık 1888 gecesi bir krizle sonuçlandı. Bir kavga sonucu hışımla evden çıkan Gauguin'i bir süre takip eden Van Gogh, daha sonra eve döndü ve kendi sol kulağının alt kısmını kesip kopardı. Kopardığı parçayı bir bez ya da kâğıt parçasına sarıp yerel bir genelevde çalışan Rachel adlı ******ye verdi. Geneleve çağrılan polisler, baygın halde buldukları Van Gogh'u hastaneye kaldırdılar. Olayı ertesi sabah öğrenen Gauguin, Theo'ya haber verdikten sonra Arles'dan ayrıldı ve bir daha Van Gogh'la görüşmedi. Van Gogh ise kan kaybı ve ruhsal bunalım sebebiyle birkaç hafta hastanede kaldı.

Ocak 1889'da hastaneden çıkıp Sarı Ev'e yerleşen Van Gogh, halüsinasyonlar ve zehirlenme paranoyası sebebiyle, Şubat başında hastaneye geri döndü. On gün sonra hastaneden salıverildiyse de, endişeli kasabalıların baskısı sonucunda, Mart başında polis zoruyla tekrar hastaneye kapatıldı. Nisan ayında ise arkadaşı Paul Signac'ın gözetiminde evine dönmesine izin verildi. Kasabada istenmediğinin farkında olan Van Gogh, Theo'nun tavsiyesi üzerine, Arles'a 30 km uzaklıkta bulunan Saint-Rémy kasabasındaki Saint-Paul-de-Mausole akıl hastanesine geçmeyi kabul etti, ve 8 Mayıs 1889'da Arles'dan ayrıldı. Van Gogh, Saint-Rémy'de Dr. Théophile Peyron'un gözetiminde resim yapmaya devam etti.

Haziran 1889'da en bilinen eserlerinden biri olan Yıldızlı Gece'yi yaptı. Temmuz ortasında tekrar bir nöbet geçirip boyalarını yemeye kalkışınca[17] bir süre resim yapmasına izin verilmediyse de, durumu düzelince resim yapmaya devam etti. Zamanının çoğunu odasında geçiriyor, dışarıya ancak doktor gözetiminde kısa yürüyüşler için çıkabiliyordu. Bu yüzden resim konusu bulmakta zorlanınca, Jean-François Millet gibi başka ressamların veya kendisinin daha önceki eserlerinin yeni yorumlarını çizmeye başladı. 1889 sonu ve 1890 başında bir dizi yeni nöbet geçiren Van Gogh, aynı sıralarda Paris'te ünlenmeye başladı. Ocak 1890'da Mercure de France dergisinde çıkan bir yazıda, Van Gogh'dan "dahi" diye bahsediliyordu. Mayıs 1890'da Van Gogh Saint-Rémy'den ayrılıp Paris yakınlarındaki Auvers-sur-Oise'a geldi. Burada, daha önce ruhsal problemli ressamlarla ilgilenmiş olan Dr. Paul Gachet'nin gözetiminde kalacak, kardeşi Theo'ya da yakın olacaktı. Van Gogh'un Dr. Gachet hakkındaki ilk yorumu "bence benden daha hasta, ya da tam benim kadar hasta diyelim" oldu.Fakat sonradan doktorla iyi geçinmeye başlayan Van Gogh, doktorun üç ayrı portresini çizdi. Auvers-sur-Oise'da kaldığı süre boyunca kendini tamamen resme veren Van Gogh, burada geçirdiği 70 günde yaklaşık 70 yağlıboya resim üretti. Annesi ve kızkardeşine yazdığı son mektupta, kafasının geçen yıla göre çok daha sakin ve huzurlu olduğunu yazdı. 27 Temmuz 1890'da resim malzemelerini alıp bir tarlaya yürüyen Van Gogh, kendisini tabancayla göğsünden vurdu. Sendeleyerek kaldığı otele döndü ve yatağına uzandı. Kanamayı farkeden otel sahibi, kasaba doktoru Mazery'yi ve Van Gogh'un doktoru Gachet'yi çağırdı.

Doktorlar, mermiyi çıkarmanın çok riskli olacağına kanaat getirip Theo'ya hemen gelmesi için haber yolladılar. Vincent Van Gogh, 29 Temmuz 1890 sabahı 1:30 sularında, kardeşi Theo'nun kollarında öldü, ve Auvers-sur-Oise'a gömüldü. Vincent'tan altı ay sonra Theo da uzun süredir mücadele ettiği frengi hastalığına yenilerek hayata gözlerini yumdu. Theo'nun naaşı önce Utrecht'e gömüldüyse de, karısı Johanna'nın isteği üzerine 1914'te Auvers-sur-Oise'a getirildi ve Vincent'in mezarının yanına gömüldü. Dr. Gachet'nin bahçesinden alınarak mezar taşlarının arasına dikilen sarmaşık filizi, bugün iki kardeşin mezarlarını tamamen kaplamaktadır.

Hastalığı

Van Gogh'u özellikle hayatının son iki yılında ciddi şekilde etkilemiş olan akıl hastalığı için bugüne kadar 30'dan fazla teşhis veya olası sebep ileri sürülmüştür.

Bunlardan bazıları,

şizofreni, bipolar bozukluk (eski adıyla manik depresyon), frengi, boya zehirlenmesi (soluma veya yutma yoluyla), Ménière hastalığı ve güneş çarpmasıdır. Kötü beslenme, aşırı çalışma, uykusuzluk ve alkol düşkünlüğü, muhtemelen hastalığın etkilerini artırmıştır. Van Gogh'un özellikle son dönem eserlerinde açıkça görülen sarı renk düşkünlüğünün de tıbbi bir bozukluktan kaynaklandığını ileri sürenler olmuştur. Bu konudaki teorilerden birine göre, Van Gogh'un bolca içtiği absintte bulunan tuyon adlı madde, zaman içinde Van Gogh'un görüşünü bozarak nesneleri sarımtırak renkte görmesine sebep olmuş, bu da ressamın eserlerine yansımıştır. Bir başka teoriye göre, Van Gogh'a hastalığının tedavisi için yüksek dozlarda yüksük otu verilmiştir ve yüksük otunun sarımtırak görüşe veya sarı lekeler görmeye sebep olduğu bilinmektedir.
__________________
" Konuşmasının kesilmesini istemeyenler için en iyi yöntem yazmaktır. "




Bayraktar isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
gogh, van, van gogh, van gogh paint, van gogh paintings, van gogh photo, van gogh portrait, van gogh portresi, vincent, vincent van gogh


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Vincent Van Gogh Çalışmam ( karikaturize ) karikaturize Yağlıboya Çalışmaları 0 31-10-11 00:07
Vincent Van Gogh ( Yayınlanmamış Fotografları ) Bayraktar Yabancı Sanatçıları Biyografisi 11 22-07-11 21:24
Vincent Van Gogh 'un tüm çizimleri !!! ekyildiz Yabancı Ressamlar 2 05-07-09 23:05
Vincent van Gogh 150 Yaşında MaSuM _ SiYaH Yabancı Sanatçıları Biyografisi 0 16-05-09 00:02
Vincent Van Gogh ve Köylüler Canan Bilgehan Yağlı Boya 0 05-04-08 10:23


WEZ Format +3. Şuan Saat: 17:23.

Desteklediklerimiz : web tasarım bilgisayar kursu insan kaynakları kursu erken rezervasyon

Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2013, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.2.0
Resimkalemi Forumu Tüm Lisanslı Haklara Sahiptir