![]() |
|
|||||||
| Türk Sanatçıları Biyografisi Sanatçılarımızın Hayat Biyografisi buraya ekleyiniz. |
| ResimKalemi.Com Özel Bağlantı Alanı | |
![]() ![]() |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Arama |
|
|
#1 (permalink) |
|
Misafir
Mesajlar: n/a
|
Fikret Mualla
Resimleriyle olduğu kadar trajik yaşamıyla da izler bırakan ressam Fikret Muall 20 Temmuz 1967’de Fransa’da öldü ve Paris Kimsesizler Mezarlığı’na gömüldü. 1903’te İstanbul’da doğan Fikret Mualla, Saint Josph ve Galatasaray liselerinde okuduktan sonra, mühendislik öğrenimi için gittiği Almanya’da resme yöneldi, yapıtları çeşitli Alman dergilerinde yayımlandı. 1930’da Türkiye’ye dönen Fikret Mualla, Galatasaray Lisesi ve Ayvalık Ortaokulu’nda resim öğretmenliği yaptı; İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz Caz gibi operetlerin kostümlerini çizdi. Yeni Adam dergisi için desenler hazırlayan sanatçı, Nazım Hikmet’in Varan 3 adlı şiir kitabını da resimledi. 1936’da bir süre Bakırköy Akıl Hastanesi’nde tedavi gören sanatçı, daha sonra ağabeydin Dino’nun önerisiyle New York Dünya Sergisi’ndeki Türk Pavyonu’nda sergilenmek üzere 30 kadar İstanbul manzarası yaptı. 1939’da Ses dergisi için çizdiği desenlerden bazıları müstehcen bulununca hakkında dava açıldı, davadan beraat ettikten sonra Paris’e yerleşti. Savaş yıllarının bunalımı, yurt özlemi, alkol tutkusu ve büyük bir sorun halinde yaşadığı polis fobisi nedeniyle birkaç kez daha tedavi altına alınan sanatçı, 1954’te Paris’te ilk kişisel sergisini açtı, bunu bir yıl sonra ikinci sergi izledi. Çeşitli sanatseverlerin korumasıyla yaşamını sürdüren Fikret Mualla’nın 1950’lerin sonunda tanıştığı Madam Angles, 1962’de felç olan sanatçının bakımını sonuna dek üstlendi. Yapıtlarında renkçi ve dışavurumcu tutumla fovizmin sentezine ulaşan ressam, Paris’in sokaklarını, kahvelerini ve eğlence yerlerini guvaş, yağlıboya, suluboya ile resme aktardı. Resmin temel sorunlarıyla ve akımlarla bilinçli olarak ilgilenmeyen sanatçı, iç dünyasının etkisiyle, lirik bir anlatım geliştirmişti. Fikret Mualla’nın kemikleri 1974’te yurda getirilerek Karacaahmet Mezarlığı’na gömüldü. Paris’te açık artırmaya çıkarılan resimleri devletçe satın alınarak Ankara Resim ve Heykel Müzesi’nde bir Fikret Mualla Salonu oluşturuldu. ![]() |
|
| 4 Kullanıcı Bu Mesajından Dolayı Kullanıcısına Teşekkür Etti.. |
| ResimKalemi.Com Özel Bağlantı Alanı | |
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Üyelik tarihi: Nov 2007
Mesajlar: 1,514
Thanks: 1,172
Thanked 558 Times in 118 Posts
![]() |
Fikret MUALLA ; bana göre Türk resim sanatının çok üzerinde , Bir avrupa ülkesinde doğmuş olsaydı ; Dünyanın tanıdığı ve kabul ettiği bir ressam olurdu.
![]() |
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Üyelik tarihi: Nov 2007
Bulunduğu yer: İzmir
Mesajlar: 2,691
Thanks: 1,356
Thanked 2,665 Times in 642 Posts
![]() |
(1903-1967)20. yüzyılın dünyaca ünlü Türk ressamı. Çalkantılı ve bohem yaşam tarzı nedeniyle sadece sanatı değil, yaşamı da resim tarihine adeta bir mitoloji olarak geçmiştir. Yaşamı Çocukluk ve Gençlik 1903 yılında İstanbul'un Moda semtinde doğdu. Babası, Düyun-u Umumiye ikinci müdürü Ekrem Bey (Mehmet Ekrem Mualla Saygı) annesi Emine Nevber Hanım idi. Kız çocuk bekledikleri için önceden Mualla adını belirlemişlerdi, bebek erkek olunca Fikret adı eklendi. Çocukluk ve gençlik yılları Kadıköy, Bahariye çevresinde geçti. Saint Joseph ve Galatasaray Liselerinde öğrenim gördü. Yatılı olarak Galatasaray Lisesi'ne verilmesinin sebebinin, kendisini derslerine çalışmaktan alıkoyan futbol tutkusu olduğu rivayet edilir. Futbolcu dayısı Hikmet Topuzer'in etkisi ile futbola çok düşkündü. 12 yaşında, Galatasaray Lisesi'nde futbol oynarken bir kaza sonucu sağ ayağının kırılması ve topal kalması ile büyük bir sarsıntı geçirdi. Çok düşkün olduğu annesinin kaybı ise onda derin izler bırakan ikinci olaydı. Okuldan kaptığı gribi eve taşıması sonucu ispanyol gribine yakalanan annesinin genç yaşta ölümü üzerine Fikret Mualla'nın hayatına suçluluk duygusu egemen oldu. Annesinin ölümünün hemen ardından babasının çok genç birisiyle yeniden evlenmesi de onu çok etkilemişti. Ardından babasının bu genç hanım yerine oğlunun tepki göstermeyeceğini düşündüğü akrabaları Behice Hanım ile evlenmesi de oğlunda benzer öfkeli bir tepki yarattı. Yaşadığı sarsıntılar Fikret Mualla'yı sinirli ve uyumsuz birisi yapmıştı. Babasının evliliğini bir türlü benimseyemeyen Fikret Mualla, 17 yaşında iken Galatarasay Lisesi'ndeki öğrenimini yarıda bırakıp İsviçre'ye mühendislik okuması için gönderildi. Bunu, evden atıldığı şeklinde yorumladı. İsviçre'de zamanla, resmin mühendislikten daha çok ilgisini çektiğini fark etti. Savaş yıllarına rastlayan İsviçre'deki öğrencilik döneminde parasız kalmıştı. Dönemin konsolosunun (Rıza Bey) desteği sayesinde resim eğitimi almak için Almanya'ya geçti. Münih Güzel Sanatlar Akademisi'nde afiş ve desinatörlük, ardından Berlin Güzel Sanatlar Akademisi'nde resim eğitimi aldı. Akademide Hale Asaf ile birlikte Arthur Kamp’ın öğrencisi oldu. Almanya'da bulunduğu yıllarda babasının mali durumu bozulup para gönderemez hale gelmesinden sonra Mısır Hidiv’i Abbas Halim Paşa’dan maddi destek gördü. Almanya'da topallığı ve utangaçlığı nedeniyle yalnızlaşan Fikret Mualla, resim yapmadığı zamanlarda içki içiyordu. İlk defa 1928 yıında Almanya'da alkol bağımlılığı nedeniyle tedavi olmak zorunda kaldı. Tedavisinin ardından İtalya ve Fransa'daki sanat merkezlerini gezdi. İstanbul yılları Fikret Mualla, evden gelen para kesilince geçim sıkıntısı çektiği için 1927'de Türkiye'ye döndüğünde, mezun olduğu Galatasaray Lisesi'nde ve Ayvalık Ortaokulu'nda kısa bir dönem resim dersleri verdi. Galatasaray Lisesi'nden düşük maaş almasından ötürü, Ayvalık Ortaokulu'ndaki görevinden ise Ayvalık'ta o dönemde elektrik bulunmaması nedeniyle ayrıldı, İstanbul'a döndü. İstanbul sanat çevrelerinde umduğu ilgiyi bulamadı, çalışmaları aşağılandı. Bir süre ilgisini edebiyata yöneltti. Kendisiyle benzerlikler bulduğu Schiller hakkında bir kitap yazdı. Şiller (Schiller) 1759-1805, Hayatı ve Eserleri adlı kitabı 1932'de yayımlandı. 1938 yılında Ses dergisinde yayınlanan Usera Karargahı ve Masal adlı öyküleri de onun edebiyatçı yönünün eseridir. Mualla, bu dönemde geçimini sahne kostümleri çizerek, kitap resimleyerek sağlıyordu. İstanbul Şehir Tiyatrosu sopranosu Semiha Berksoy'a duyduğu ilginin de etkisiyle Beyoğlu semtine yerleşti. İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenen Lüküs Hayat, Deli Dolu, Saz Caz gibi operetlerin kostümlerini çizdi; İsmail Hakkı Baltacıoğlu'nun Yeni Adam Dergisi'nin yazılarını resimledi, aynı dergide dönemin sanatçılarının portre desenleri ve karikatürlerini çizdi; Nazım Hikmet’in Varan 3 adlı şiir kitabını ve Benerci Kendini Nasıl Öldürdü? adlı oyununu resimledi. Resim yapmayı da sürdürüyordu, İstanbul'un çeşitli semtlerinden manzaralar yaptı. 1934 yılında suluboya ve desenlerini sergilediği ilk sergisini açtı, ancak fazla ilgi görmedi. İstanbul döneminde, sanatsever Salah Cimcoz, ona Moda'daki konağında rahatça çalışacağı bir yer tahsis etmişti. Bu evde Cimcoz'un üç çocuğuna (birisi ilerde cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün eşi olacak Emel idi) resim dersi veriyordu. Ne var ki Salah Cimcoz ile içkili iken yaşadıkları bir tartışma sonucu konağa gidip üzerinde çalıştığı portreleri parçalayan, dev bir panoda toplu halde portrelerini çizmekte olduğu devlet büyükleri hakkında uygunsuz sözler sarfeden Fikret Mualla, sözlerinden ötürü sorgu ve tatbikata uğradı. Ömrü boyunca onu terketmeyecek polis korkusu böylece başladı. Bu olaydan sonra (1936) bir buçuk yıl süreyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi'nde tedavi gördü. Hastanede ünlü doktor Mazhar Osman'ın kontrolündeydi ve Neyzen Tevfik ile aynı odayı paylaştı. Paris yılları Fikret Mualla, 1938 yılında babasını kaybedince yüklü bir mirasın sahibi olmuştu. Mal varlıklarını satarak Paris'e yerleşmeye karar verdi. Gitmeden önce, Abidin Dino'nun ricası üzerine 1939 Uluslararası New York Fuarı Türk Pavyonu için İstanbul konulu otuz kadar tablo yaptı. Aynı yıl Ses dergisi için çizdiği desenlerden bazıları müstehcen bulununca hakkında dava açıldı; Mualla, davadan beraat ettikten sonra 26 yıl boyunca yaşayacağı Fransa'ya gitti. Fransa'ya gittiği dönemde ülkede Edvard Munch ve Wassily Kandinsky gibi ressamların temsilcisi olduğu dışavurumculuk akımı gündemdeydi, ressam da bu anlayıştan etkilendi. Paris'te kısa bir süre eğlenceli, lüks bir yaşam süren Fikret Mualla, II. Dünya Savaşı'nın başlaması ve ülkenin işgal edilmesi üzerine zor bir döneme girdi. Sanatçının, günlük gereksinimlerini karşılamak üzere tablolarını yok pahasına sattığı anlatılır. Alkol sorunu, polis fobisi, yurt özlemi nedeniyle yaşadığı sıkıntılar bir kaç kez hastanede tedavi görmesini gerektirdi. Fikret Mualla, sıkıntılarını resim yaparak ve içki içerek atlatmaya çalışıyordu. Ressam Hale Asaf'a aşık oldu ama karşılık görmedi. 2 ay için hastaneye yattı ama resmi bırakmadı. Bundan sonraki yaşamı çeşitli sanatseverlerin koruması atında sürdü. Mualla, hastanede kendisine resim yaptıran Dina Veiry'nin koruması altına girmişti. Burada yaptığı resimlerle 1954 yılında Paris'te ilk sergisini açtı. 25 yıl boyunca eserlerini toplu olarak hiçbir yerde sergilememişti. O güne kadar tablolarını satın almak isteyenlar onu Paris kahvelerinde bulurlar ve genellikle eserlerini ucuza kapatırlardı. İlk sergisini de iki tablo simsarı organize etti. Sergide, eserleri büyük ilgi gören Mualla'nın tüm tabloları satıldı. Tablo simsarları, Mualla'ya vaadettikleri payı vermeyerek onu dolandırmışlardı ama bu sergi sanatçıyı Paris'teki sanat çevrelerine görkemli bir şekilde tanıttı, Paris ressamı olarak tanınmasını sağladı. Bir çok büyük sanatçıyla tanıştı, Picasso'nun da dikkatini çekti. İkinci sergisini ise iki yıl sonra açtı ve sergiden sonra tekrar akıl hastanesine yatırıldı. Taburcu olduğunda sanayici Lharmin'le bir anlaşma yaptı. Aynı dönemde resimlerinin sürekli alıcısı olan Madam Aggnes ile tanıştı. Mualla, resimlerinde Paris şehrini konu edindi. Giderek Paris ortamında bir ün kazandı. Eserleri, koleksiyon yapanlar tarafından toplanmaya başlamıştı. Ancak kendisine düzenli bir hayat kuramadı. 1962 yılında felç geçiren sanatçının bakımını Raguel Agnes adlı sanatsever üstlendi. Raguel Agnesi'in eşi Madam Fernande Agnes, onu bir bakıcı eşliğinde Relianne çiftliğine götürdü. 1967'de ölümüne kadar bu çiftlikte Madam Agnes için çok sayıda eser üretti. 1967 yılı Mayıs ayında sinir krizleri nedeniyle bir dinlenme evine yatırıldı. 20 Temmuz günü ölü bulundu. Paris Kimsesizler Mezarlığı'na gömüldü. Cenazesinin isteğine uygun olarak yurduna getirilmesi 1974 yılnda gerçekleşti. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün ilgilenmesi üzerine kemikleri İstanbul'a getirilerek Karacaahmet Mezarlığı'na gömüldü. Sanat hayatı Fikret Mualla mutlu olabilmek ve her şeyi unutmak için resim yapmıştı. Bu nedenle sanat dünyasındaki çeşitli akımlardan etkilenmedi, resimlerini yaparken sezgilerini kullandı, kendi tarzını yarattı. Eserlerine kendi hislerini aktardı. Coşku dolu resimler yaptı. Huysuz, uzlaşmasız kişiliğini ve mutsuz yaşamını resimlerine yantsıtmadı, yaşama sevinci dolu resimler yaptı. Şehirleri resmetmeyi seven Mualla, resimlerine İstanbul ve Paris'in insanlarını, sokaklarını, kafelerini, sirkleri, genelevleri, balıkçıları resimlerine taşımıştır. Renklerle oynamayı seven sanatçının, Henri Matisse'in renk kullanımından çok etkilendiği bilinir. Resimlerini genellikle renkli fon kağıtları üzerine guaj boya ile yaptı. Suluboya ve pastel malzemelerini resimlerinde sıkça kullandı. Paris sanat ortamında tanınması biraz zaman alan Fikret Mualla'nın eserlerini Picasso'nun övdüğü, hatta bir resmini satın aldığı, kendi çalışmalarından birini de ona hediye ettiği ve Fikre Muala'nında Picasso'nun verdiği tabloyu bir rakı parasına sattığı bilinir. Fikret Mualla'nın başlıca eserleri arasında Oturan Adamlar, Kafe, Marsilya'da Fransız İşçileri Bir Kahvede, Haliç ve Süleymaniye, Paris'te Bir Sokak, Baloncu ve Balıkçı sayılabilir. Ölümünden sonra Paris'te açık artırmaya çıkarılan resimleri de Türk devleti tarafından satın alınmış ve Ankara Resim ve Heykel Müzesi'nde bir Fikret Mualla Salonu oluşturulmuştur. 1976'da dostlarından, yakınlarından ve çeşitli koleksiyonlardan derlenen yüz on sekiz resmi ile Ankara'da adına bir sergi düzenlendi. Yapıtlarının çoğu bugün özel koleksiyonlarda bulunmaktadır. Günümüzde Paris’te Fikret Mualla Dostları adında bir dernek vardır, Bu dernek, Fikret Mualla’nın tablolarını muhafaza etme ve kaybolan tablolarını da arama sorumluluğunu yüklenmiştir. ![]() ![]() ![]() ![]() alıntı |
|
|
|
|
|
#5 (permalink) |
|
Misafir
Mesajlar: n/a
|
canım sağol okumuştum araştırmıştım ruyamdan sonra ama şimdi çok daha guzel okudum merak etmıştım parise nasıl gıttı babasının mırasıyla bırde rakı parasına pıcassonun tablosonu satması ne garip bır hayat dimi neden ressamlar hep boyle
anlıyamıyorum gercek ressamlar boylemı oluyor acaba : sevgiler canım sna kucak dolusu. |
|
|
|
#9 (permalink) |
|
Co- Admin
Üyelik tarihi: Oct 2007
Bulunduğu yer: izmir
Mesajlar: 5,222
Thanks: 3,084
Thanked 2,354 Times in 475 Posts
![]() |
FİKRET MUALLA Yaşam büyük bir sınav bizler için. Doğduğumuz andan itibaren karşılaştığımız olaylar, sonraki yaşantımızı şekillendiriyor. Olumluları bizi kendine güvenli, paylaşımcı, başarılı yaparken, olumsuzları öfkeye, aşağılık ve suçluluk duygusuna, başarısızlıklara yol açıyor. Kişiliğimizin yapı taşları çocukluğumuzda şekilleniyor. O anki algılarımız yaşamda belirleyici oluyor. Yetişkinlikteki sorunları çözmek için geçmişe, çocukluğumuza gitmek gerekiyor çoğunlukla. Bu ay size Fikret Mualla’dan bahsedeceğim. Türk resmine şaheserler armağan etmiş, delilikle dâhilik sınırında gidip gelmiş, yaşamın ağzında acı bir tat bıraktığı büyük ustadan… ![]() 1903 yılında İstanbul Moda’da doğdu Fikret Mualla. Çocukluğu Bahariye çevresinde geçti. Saint Joseph ve Galatasaray lisesinde öğrenim gördü. Yaşamı diğer çocuklara göre çok şanslı başlamıştı. Ta ki 12 yaşında futbol oynarken ayağı kırılana dek… Bu olay onun topal kalmasına neden oldu. Büyük bir ruhsal sarsıntı yaşadı. Sonrasında okulda kaptığı İspanyol gribinin annesine bulaşması sonucu onu kaybetti. Çok düşkün olduğu annesini bu şekilde kaybetmek onda vicdan azabı ve suçluluk duygusunun yerleşmesine yol açtı. Babası genç bir hanımla evlendi. Öfkeli ve tepkili bir ruh hali vardı. Bu durum ailesiyle sürtüşmesine yol açıyordu. 17 yaşında Galatasaray lisesini bıraktı. İsviçre’ye mühendislik okuması için gönderildi. Fikret Mualla bunu evden atılması şeklinde yorumladı. İsviçre’de resme ilgisini keşfetti. Savaş yıllarında parasız kaldı. Konsolosun yardımıyla Almanya’ya geçti. Münih Güzel Sanatlar akademisinde afiş, desinatörlük eğitimi, Berlin Güzel Sanatlar Akademisinde resim eğitimi aldı. Hale Asaf’la birlikte Arthur Kompf ‘un öğrencisi oldu. Babasının bozulan maddi durumu sonucu Mısır Hidivi Abbas Halim Paşa’dan maddi destek gördü. İtalya’da, Fransa’da tüm sanat merkezlerini gezdi, kültürünü, deneyimini arttırdı. 1927 yılında Türkiye’ye geri döndü. Galatasaray Lisesi, Ayvalık Orta Okulu’nda uzun yıllar öğretmenlik yaptı. Fakat sanat dünyası ona hiç ilgi göstermedi. “Schiller” ‘in kitabını yazdı. Sahne kostümü ve kitap resimlemesi yaptı. Tüm bu gelişmeler sırasında içindeki huzursuzluk hiç dinmedi. Çok içiyordu. 1928 yılında, alkol bağımlılığı tedavisi gördü. İçkiliyken çizdiği dev panodaki devlet büyükleri hakkında söylediği ileri geri sözlerden gözaltına alındı. Onda ömür boyunca sürecek polis korkusu yerleşmesinde etkili oldu. Tüm bu olayların sonunda 26 yıl yaşayacağı Paris’e tekrar gitti. Sıkıntı ve parasızlık nedeniyle tabloları yok pahasına gitti. Alkol, polis fobisi, yurt hasreti yüzünden hastanede birkaç kez tedavi oldu. Dina Veiry adlı zengin bir sanatseverin koruması altına girdi. Hastanede yaptığı resimlere 1954 yılında ilk sergisi açıldı. Oldukça ilgi gördü. Eserlerinin çoğu satıldı. Fakat simsarlar parayı vermeyip, dolandırdılar Fikret Mualla’yı… Olumlu bir gelişme olarak ünü fazlalaştı sanat dünyasında. Paris ressamı olarak tanındı. Bu dönem Picasso’yla tanıştı, Fikret Mualla’nın bir resmini satın alıp, kendi resmini ona hediye verdi. Ne yazık ki o resim günün birinde rakı parası için satıldı. ![]() İlginç bir şekilde huysuz ve uzlaşmaz kişiliği ve mutsuz yaşamını resimlerine yansıtmadı. Yaşama sevinci dolu resimler yaptı. Belki de nefes alabildiği, kendi olduğu tek kanaldı bu. Resimlerini genelde renkli fon kâğıdı üstüne guaj olarak yapardı. Konuları da İstanbul, Paris insanları, sokak, kafe, sirk, genelev ve balıkçıları içeriyordu. Akılda kalan en ünlü eserleri oturan adamlar, kafe, Haliç, Süleymaniye, baloncu ve balıkçıdır. İlk sergisinden 2 yıl sonra bir sergi daha açtı. Sonra tekrar hastaneye yattı. Sanayici Lharmn ve Madam Affnes onun hamileri oldular. 1962’de felç geçirdi. Seneler içinde durumu gittikçe ağırlaştı. 1967 yılında sinir krizleri nedeniyle dinlenme evine kaldırıldı ve 20 Temmuzda aramızdan ayrıldı. Kimsesizler mezarlığına gömüldü. Türk hükümeti 1974 yılında Karaca Ahmet mezarlığına getirdi. Öldükten sonra değeri anlaşılan, trajik hayatının yanı sıra görkemli yapıtlar üreten bir ustaydı. Geçmişi, pişmanlıkları, vicdan azabı bir gölge gibi onu takip etmiş, bunu kimi zaman alkolle unutmaya çalışmış kimi zaman resimle… Müthiş bir yetenekti. Yaratıcı, devrinde parlayan resimlere sahip huzursuz bir ruh…Şu yaşamdan bir Fikret Mualla geçti. Çok derin bir iz bırakarak arkasında. İyi ki de geçti ama en derin izi kendi gönlüne attı. Keşke o denli kanamasaydı. Acısı az, sanatı daha çok olabilseydi, daha uzun yaşasa, başka şaheser sanat eserlerine imza atsaydı… Ama yaşam bir kerelik. O yüzden geriye baktığımızda keşkeler olmadan, dolu dolu, ders alarak yaşanan bir alan olmalı. Fikret Mualla şanslıydı, yaşamı nasıl geçerse geçsin sanatıyla meydan okudu. Ölümsüz oldu… Sanat hayatınızdan eksik olmasın… FİLİZ PELİT Aralık 2008
__________________
|
|
|
|
|
|
#10 (permalink) |
|
Super Moderator
![]() Üyelik tarihi: Jan 2011
Bulunduğu yer: Sivas
Mesajlar: 2,056
Thanks: 1,775
Thanked 872 Times in 110 Posts
![]() |
Hep merak eder dururdum hiç de araştırma fırsatım olmadı. az bilgi sahibiydim hakkında. deli ve alkolik diye bilirdim ama alkoliklik doğru delilik ise yanlış bildiğimmiş. neyse okudum öğrendim trajik bir hayat. Ülkemizin öldükten sonra sahip çıkıp yaşarken değer vermeyi pek akıl etmediği sanatçılarımızdan biri malesef.
__________________
http://www.resimkalemi.net/search.php?searchid=202306 |
|
|
|
![]() |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | Arama |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Fikret Mualla SAYGI ( Fotoğrafları ve Eserleri ) | Bayraktar | Türk Ressamlar | 13 | 26-03-12 00:29 |
| Fikret Mualla | Donetella | Türk Ressamlar | 3 | 20-11-11 16:29 |
| Fikret Mualla Saygı (1903-1967) | neba | Türk Ressamlar | 3 | 25-07-09 11:00 |
| fikret otyam | İbrahim ÖZAT | Türk Sanatçıları Biyografisi | 1 | 10-11-08 00:14 |
| Tevfik Fikret (Resimleri ve Şiirleri) | Narlı | Türk Sanatçıları Biyografisi | 3 | 10-03-08 22:38 |